Sivilce Tedavisi
|
Sivilce İzleri Nasıl Yok EdilirSivilce İzleri Nasıl Yok Edilir? a- Lazer ile sivilce izlerini gidermek Lazer ile cilt yenileme yöntemi kullanılarak derin ve yüzeyel izler hafifletilebilir. Sivilce izlerinin tedavisinde kullanılan lazer yöntemi ikiye ayrılır. - 1.Cildi soyarak yenileyen lazerler (ablative laser) - 2.Cildi soymadan yenileyen lazerler (non-ablative laser) 1.Cildi soyarak yenileyen lazerler (ablative laser) Cildi soyarak yenileyen lazerler, derinin üst tabakasını soyarak etkili olurlar. Ayrıca derideki kollajenin yapımını da uyardıkları düşünülmektedir. Derinin yenilenmesi ile sivilce izleri azaltılmaktadır. Bu amaçla CO2 lazer ve erbium (YAG) lazer kullanılır. Lazerin diğer soyma yöntemlerinden dermabrazyon ve kimyasal peelinge üstünlüğü, lazer ile soyma derinliğini kontrol edebilmenin mümkün olmasıdır. Diğer soyma tekniklerinde, derinin alt tabakalarına kontrollü bir şekilde inmek daha zordur. Bunun dışında, dermabrazyon yönteminde anlatılan etkiler, operasyon öncesi ve sonrası bakım ve yan etkiler aşağı yukarı aynıdır. Lazer ile cilt yenileme yani sivilce izlerini giderme işleminin süresi, küçük alanlar için birkaç dakika olabilir. Geniş alanlarda ise 1 saati aşkın sürebilir. Lazer ile cilt yenileme işleminden sonra cilt kızarır ve şişer. Bu iyileşme döneminde doktorunuz size iyileşmeyi kolaylaştıran merhemler ve bandajlar önerecektir. Lazer ile cilt yenileme sonrasındaki kızarıklık birkaç ay devam edebilir. Lazer tedavisinden sonra uzun süre güneşten kaçınmalıdır. Ayrıca günlük olarak güneşten koruyucu krem özenle kullanılmalıdır. Lazer ile cilt yenileme isotretinoin kullananlarda ve kullanım bittikten sonra 6 ay içerisinde tedavi olarak kullanılamaz. Aktif sivilcelerin olduğu dönemde, lazer tedavisi uygulanmamalıdır. Sivilcelerin çoğalmasına neden olabilir. Lazer ile cilt soyma işlemi de koyu tenli kişilerde risklidir. Deride soyulan bölgelerde renk koyulaşması veya açılması olabilir. Bu yüzden yaz aylarında yapılmamalı, güneşten korunmaya özen gösterilmelidir. Lazerin yan etkileri arasında, derin izler, koyu veya açık renkli lekelenme, infeksiyon, Herpes virüs infeksiyonunda yayılma sayılabilir.
Cildi soyarak yenileyen lazerlerin (ablative laser) avantajları: CO2 ve erbium lazerlerin başlıca avntajı etkinlikleridir. Bu lazerler diğer tüm yeni cihazlara karşılık, halen cilt yenilemede en etkili cihazlardır. Sivilce izleri, kırışıklık ve cilt yenilemede kullanılmaktadırlar. Tedavi sonrası cilt rengi, deri değişiklikleri, lekeler, benler tedavi olabilmektedir. Cilt sarkmalarında toparlanma görülebilmektedir. Cildi soyarak yenileyen lazerlerin (ablative laser) dezavantajları: Bu lazerleri en önemli dezavantajları, tedavi sonrası uzun süren iyileşme dönemidir. Tedaviden sonraki ilk hafta kızarıklık ve ödem vardır ve yara bakımı gerektirir. Operasyon sonrası ödem 3-4 günde azalmaya başlar. Ancak kızarıklık ilk hafta çok belirgindir. Azalması bir kaç hafta sürer. Operasyon sonrası iz, leke ve infeksiyon riski vardır. Lazer sonrası kızarıklığı gizlemek için haftalarca makyajla kapamak gerekli olabilir. Üst deri hasarı nedeniyle allerji olma olasılığı artar. Yoğun pansuman malzemeleri sivilceyi tetikleyebilir. Lazer yapılan alanlarda renk açılması veya koyulaşması olabilir. 2. Cildi soymadan yenileyen lazerler (non-ablative laser) Bu yöntemde kullanılan lazerler üst deriyi soymadan, derinin alt tabakalarını etkileyerek tedavi etmektedirler. Lazer ışığı ciltteki kollajenin ısınmasını sağlayarak, kollajen bantlarını kısaltmaktadır. Böylece cildi gererek sivilce izlerini azalttıkları düşünülmektedir. Ayrıca lazerin alt deride lazerin yarattığı yoğun ısı, kollajen üretimi yapan fibroblastları uyarır. Yeni kollajen gelişimi deriyi tazeler. Muayenehane şartlarında uygulanabilen bu yöntemler daha yenidir. Bazı yayınlarda IPL (intese pulsed light), fraksiyonel lazer, nonablative 1450-nm diode lazer, 1540 nm Erbium: Glass lazer, 1320 mn Nd: YAG lazer, pulsed –dye lazer (585-595 nm), LED (light-emitting diode), Long pulsed 1064 nm Nd:YAG lazer ve Q-switched 1064 nm Nd:YAG lazerin 4-6 seans uygulama sonrasında % 35-70 oranında sivilce izlerinde azalma olduğu belirtilmiştir. Lazer olmayan ancak ısı vererek cilt yenileyen radyofrekans ve Plasma sistemleri akne izlerinde etkili olabileceği bildirilmiştir. Yeni bir sistem olan Plasma’da, ultrayüksek sıklıkta elektrik akımı nitrojen gazına verilir. Nitrojen böylece ısı enerjisi yayacak hale gelir. Bu yüksek enerji atışları cihaz yoluyla, milisaniye gibi kısa sürede yapıldığında deriye zara vermeden üst ve alt deride ısınma gerçekleşir. Böylece cilt yenilenmesi tetiklenmiş olur.
3. Fraksiyonel Lazerler Fraksiyonel lazer ile cilt yenileme epidermis (üst deri) ve dermis (alt deri) etkili olan yeni bir yöntemdir. Fraksiyonel lazerler, lazer ışığının minik sütunlar halinde deride ısı hasarı yaratması ile etkili olurlar. Bu sütun halindeki ısı hasar alanlarına, mikrotermal tedavi bölgeleri (MTB) denir. Fraksiyonel teknolojilerde MTB alanlarının etrafındaki deri alanı sağlam kalır. Bu yüzden ısı hasarı görmüş MTB hızla etraftaki sağlam deriden gelen hücrelerle hızla onarılır. Fraksiyonel lazeler üst deride minik alanlar halinde hücreleri yeniler. Bu yenilenme esnasında üst deriye ait lekeler giderilebilir. Alt deride ise sütunlar halinde ısı hasarı yapar ve bu bölgelerde yeni kollajen oluşumunu tetikler. Alt derideki bu yenilenme yara izi, kırışıklık ve sivilce izi tedavilerinde etkili olabilir. Fraksiyonel lazer genel bir terimdir. Lazer ışığını minik sütunlar halinde deriye yollayan fraksiyonel yöntemde başlıca 1440nm Nd: YAG laser, 1540 erbium glass lazer, 1550 nm erbium lazer , 2940 nm Er:YAG lazer, 2790 nm YSGG lazer ve 10600 nm CO2 lazer kullanılmaktadır Fraksiyonel lazer uygulamalarında:
Fraksiyonel lazer kullanılmaması gereken durumlar:
Fraksiyonel lazer uygulama sonrasında bakım:
Fraksiyonel lazer tedavi sonrası yan etkiler: Lazerlerde görülen yan etkiler fraksiyonel lazer uygulamalarında olabilir. Ancak yan etki görülme oranı oldukça düşüktür.
Cildi soymadan yenileyen lazerlerin (non-ablative laser) avantajları: Cildi soymadan yenileyen lazerlerin en önemli avantajı normal yaşama devam edilebilmesidir. Ayrıca damarlarda, lekelerde ve cilt yapısında iyileşmeler olabilmektedir. Oysa cildi soyarak yenileyen lazerlerde en az 10-20 gün normal yaşamdan uzak kalınması gerekmektedir. Cildi soymadan yenileyen lazerlerin (non-ablative laser) dezavantajları: Bu cihazlarda tek tedavi etkili olmaz. Belli aralıklarla tedavilerin tekrarlanması gerekir. Tedavi sonuçları cildi soyan lazerler kadar belirgin olmayabilir. Lazer tedavilerinin uygulanmaması gereken durumlar: Cildi soyarak etkili lazerlerin uygulanmaması gereken durumlar: 1. Vitiligo ve siğil gibi cilt tahrişiyle yayılan hastalıklar 2. Cilt iyileşmesini bozan ağızdan isotretinoin ilaç kullanımları veya bağışıklık sistemini bozan ilaç kullanımları 3. Radyoterapi tedavisi ve yanık skarı olanlar 4. HIV, hepatit C ve aktif herpes enfeksiyonu olanlar 5. Anestezi ve operasyon açısından medikal ve psikolojik risk taşıyanlar Cildi soymadan yenilen lazerlerin uygulanmaması gereken durumlar: 1. Yakın zamanda güneşlenerek veya solaryumla bronzlaşmış olanlar 2. Epilepsi, ışık hassasiyeti yaratan ilaç kullanımları, hamilelik 3. Hastaların gerçeğe uymayan tedavi beklentileri b- Dermabrazyon Dermabrazyon, 1960 yıllarından itibaren popülarite kazanmıştır. Son yıllarda gelişen teknolojiye paralel olarak dermabrazyon yöntemi de gelişmiştir. Dermabrazyon, sivilce izlerinin yanı sıra, cilt kırışıklıkları, leke, dövme gibi izlerin giderilmesinde de kullanılmıştır. Dermabrazyon yönteminde cilt, bir alet yardımı ile zımparalanır. İşlem, çok hızlı dönen tel bir fırça veya zımpara kağıdı sarılmış silindir yardımı ile yapılmaktadır. Ciltte girintili çıkıntılı bölgeler zımparalanarak, ciltteki seviye farklılıkları giderilir Bu bölgede tekrar taze deri oluşarak, cilt yenilenmektedir. Dermabrazyonun sonuçları etkili ve kalıcı olmaktadır. Dermabrazyon yöntemi, lokal anestezi veya genel anestezi ile uygulanır. Operasyondan sonra ciltte yoğun kırmızılık, sulantı ve kabuklanma olur. Bu süreç 10 gün sürer. Bu sürede yoğun pansuman uygulanır. Yeni deri oluşumuyla, yavaş yavaş normal bir cilt görünümüne kavuşulur. Deri uzun süre pembe veya kırmızı kalabilir. Kırmızılığın geçmesi 12 haftayı bulabilir. Dermabrazyondan 15-20 gün sonra, günlük yaşama dönülebilir. Ancak işlemden sonra 3 ile 6 ay arasında güneşlenmemeli, direkt güneş ışığına maruz kalınmamalı ve dışarıda mutlaka güneşten koruyucu kullanılmalıdır. Dermabrazyon yöntemi, son 6 ayda isotretinoin tedavisi görmüş kişilere uygulanamaz. Sivilceli dönemde de dermabrazyon uygulanmaz. Sivilce tedavisi tamamlandıktan sonra, kalan izler için uygulanır. Dermabrazyon, ciltte kahverengi veya beyaz lekeler bırakabilir. Dermabrazyonun, koyu ciltlerde leke bırakma riski yüksektir. Bu tedavi yöntemi yaz aylarında yapılmamalı, güneşten korunmaya özen gösterilmelidir. Tedavi sonrası deri enfeksiyonu gelişebilir. Derin yapılırsa, yara izi kalabilir. Bu yan etkilerin gelişme olasılığı, tecrübeli ellerde yapılırsa çok düşüktür. c- Punch yöntemi: Çok derin ve düzensiz kenarlı sivilce izlerini gidermek için kullanılan bir yöntemdir. Bu tür izler kesilerek deriden çıkartılır. Daha sonra kalan alana değişik uygulamalar yapılır. Bu yöntemin lazer tedavileri, dermabrazyon veya kimyasal peelingle kombine edilmesi sonuçların daha iyi olmasını sağlar. Punch yöntemleri şu şekildedir: - Punch Eksizyon (zımba kesisi) Bu yöntem, icepick skar gibi derin sivilce izlerinde kullanılır. Bu yöntemde 1.5- - Punch eksizyonu sonrası deri ekleme tekniği Bu metod, icepick skar ve boxcar sivilce izlerinde kullanılır. Bu yöntemde, sivilce izi punch aleti ile çıkarıldıktan sonra, kalan yara alanı dikişle kapatılmaz. Kulak arkasından alınan deri bu yara alanına eklenir. Bu işlemden sonra sivilce izi alanında renk ve doku farklılığı olabilir. 4-6 hafta sonra bu alana diğer cilt yenileme yöntemleri (lazer, dermabrazyon, kimyasal peeling.) uygulanabilir. - Punch yükseltme Bu metod, derin ama tabanında normal deri görünümü olan boxcar tipindeki sivilce izlerinde kullanılır. Yine punch aletiyle sivilce izinin tabanındaki deri çıkartılır. Çıkartılan bu deri, kalan yara alanının kenarlarına dikişle veya deri bantlarıyla tutturulur. Bu yöntemde deride renk ve doku farklılıkları olmaz ve kalan dikiş izi azdır. d- Subsizyon (deri altı kesisi): Bu yöntem, sivilce izinin tabanına özel ucu künt bir iğne ile girilerek uygulanır. Çöküklüğü yaratan iz altındaki sert doku tahrip edilerek dokunun düzelmesi sağlanır. Ayrıca, yeni kollajen oluşumu uyarılarak deri yenilenmesi de artmaktadır. Bu işlemden sonra deri altında kanama ve nodül oluşabilir. Kanamayı engellemek için uygun anestezi ve bandaj uygulanabilir. e- Dolgu maddesi uygulamaları: Dolgu maddeleri deri altına enjekte edilerek, çökük sivilce izlerinde düzelme sağlanabilir. Bu amaçla pek çok madde kullanılmaktadır. İdeal dolgu maddesi insan dokusuyla uyumlu, kolay uygulanır, kalıcı olan ve yan etkisiz olmalıdır. Dolgu maddeleri deriden çökük sivilce izlerini doldurarak düzeltirler. İşlem esnasında ağrı, renk değişiklikleri, morarma, enfeksiyon, allerjik reaksiyon, hipertrofik skar (iz bölgesinde derinin kabarması) ve keloid, nodül oluşumu, yara gelişimi ve teknik hatalar nedeniyle verilen maddenin deriden kabarık gözükmesi gibi yan etkiler olabilir. Bu yan etkilerin çoğu geçicidir. Bazen de yan etkileri gidermek amacı ile, cerrahi olarak o bölgeye müdahale etmek veya kortizon zerki gerekli olabilir. GEÇİCİ DOLGULAR
KALICI DOLGULAR
GEÇİCİ VE KALICI DOLGU KOMBİNASYONLARI
YAĞ ENJEKSİYONLARI Dolgu maddesi olarak diğer maddelerin alerji yapması nedeniyle kişinin kendi vücudundan alınan yağ, iz olan bölgelere enjekte edilerek izlerde düzelme sağlanabilir. İlk defa 1893 yılında kullanılmıştır. Hastanın kendi yağı, vücudundan, liposuction veya kalın uçlu iğnelerle alınır. Alınan yağ deri altına zerk edilir. 6-18 ay kalma süresi olabilir. Akne izlerinde yağ enjeksiyonlarından sonra, verilen yağın kalıcılık oranı , 3 ay sonra %65, 6 ay sonra %50, 9 ay sonra %40 ve 12 ay sonra %30 bulunmuştur. Kök hücreli yağ enjeksiyonları daha uzun süreli kalıcı olabilmektedir. Allerji riski olmayan yağ enjeksiyonlarından sonra, diğer dolgu maddelerine göre daha uzun süreli ödem oluşabilmektedir. Ayrıca infeksiyon riski de mevcuttur. Fazla alınan yağlar saklanıp tekrar hastaya uygulanabilir. f- Kimyasal peeling (kimyasal soyma): Hafif yani yüzeysel kimyasal peelingler yıllardır dermatologlarca kullanılmaktadır. Yüzeysel izlerde etkili olan kimyasal peeling derin izlerde başarısı düşüktür. 1-4 hafta aralıklarla uygulanan yüzeysel peelingde, değişik konsantrasyonlarda resorcinol, salisilik asit, laktik asit, pyruvic asit veya glikolik asit kullanılmaktadır. İzlerin erken döneminde uygulanırsa daha etkili olurlar. Yüzeysel peelingle beraber, evde retinoik asit ve meyve asidi uygulamaları da faydalıdır. Derin kimyasal peelingler (%50 TCA, fenol...) derin sivilce izlerinin giderilmesinde denenmiştir. Ancak dermabrasyon ve lazer ile cilt soyma işlemine göre etkinliği az bulunmuştur. g- Mikrodermabrazyon Mikrodermabrazyon, yüksek basınçla kristallerin veya suyun deri yüzeyine püskürtülmesiyle, derinin soyulmasını sağlar ve cildi yeniler. Mikrodermabrazon 1985 yılında İtalyada geliştirilen bir yöntemdir. Amerika’da popüler olmadan önce, Avrupa’da yaygın olarak kullanılmıştır. Mikrodermabrazyon düşük riskli ve çabuk iyileşme süresi olan bir yöntem olması nedeniyle çabuk kabul görmüştür. Mikrodermabrazyonun avantajları - Anestezi gerektirmez - Ağrısızdır - Kısa sürede tekrar uygulanabilir - Basit bir uygulamadır ve tedavi süresi kısadır - Hastaların günlük yaşamını değiştirmez Mikrodermabrazyon, yüzeysel bir soyma yöntemidir. Bu yüzden derin izler ve kırışıklıklarda etkisizdir. Yüzeysel izler ve ince kırışıklarda, düşük riskli olması ve çabuk iyileşme süreci nedeniyle tercih edilebilir. Mikrodermabrazyon tedavisinden sonuç alabilmek için çok sayıda uygulama yapmak gerekliliği vardır. Başlangıçta haftada bir-iki uygulama, daha sonra aylık uygulamalar yapılabilir. Tedaviden sonuç alabilmek için en az 5-12 seans uygulama gereklidir. Mikrodermabrazyonun ciltte yarattığı kızarıklık, genellikle bir kaç saat içinde geriler. Mikrodermabrasyonda, kimyasal peeling, dermabrazyon ve lazer tedavilerinin taşıdığı leke riski yoktur. Koyu tenli kişilerde rahatlıkla kullanılabilir. Cilt soyan yöntemlerde yara izi riskine sahip bir bölge olan boyunda, rahatlıkla kullanılabilir. Diğer cilt soyan yöntemlerde olduğu gibi, son 6 aydır isotretinoin kullanan, aktif herpes (uçuk) enfeksiyonu olanlarda mikrodermabrazyon kullanılmaz. Mikrodermabrazyon sonrası, güneşten korunulmalıdır. Bu yöntem, sivilce izlerinde sadece çok yüzeysel olanlarda kullanılmalıdır. Derin sivilce izlerinde başarı beklenmemelidir. Güzellik salonlarında her derde deva olarak gösterilen bu yöntem, aslında doktor kontrolünde ve doğru hastada kullanıldığında etkili olabilir. h- Yüzeyel sivilce izlerinde ilaç kullanımı: Retinoik asit, meyve asitleri, peptidler, antioksidanlar ve C vitamininin evde günlük kullanımları, sivilce izlerinin azalmasına yardımcı olabilir. Tek başına veya diğer sivilce iz giderme yöntemleriyle uygulanabilir. ı- Mezoterapi ve PRP tedavisiyle kök hücre uygulamaları: Mezoterapi cilt altına küçük miktarda madde zerk edilerek uygulanan bir yöntemdir. Sivilce izlerinde mezoterapi yöntemi kullanılabilmektedir . Deri altına zerkedilen maddeler zaman içinde kollajen yapımını uyararak deriyi onarır ve sivilce izlerini azaltabilir. Deriyi onaran mezoterapi karışımlarının içinde aminoasitler, mineraller, vitaminler, silisyum, antioksidanlar, büyüm faktörleri ve hyaluronik asit bulunmaktadır. Derin sivilce izlerinde mezoterapi tedavisi diğer yöntemleri desteklemek amacıyla yapılabilir. Yüzeysel sivilce izlerinde tek başına kullanılabilir. Son yıllarda kök hücre tedavileri popülarite kazanmıştır. Kök hücreler, insan vucudunda bulunan ve her türlü vücüt hücresine dönüşebilen ana hücrelerdir. Bu "usta" hücreler vücudun neresinde bir onarım ihtiyacı varsa oraya giderek gereken hücre tipine dönüşür ve hasarı onarırlar. Kalp krizi geçirende kalbe; siroz olanda karaciğere; kemiği kırılanda kırık hattına giderek gerekli tamiratı yaparlar. Hangi tip hücre ve dokuya ihtiyaç varsa ona dönüşürler. PRP tedavisinde kök hücre mantığından yola çıkan otolog hücre yenilenmesi (ACR) kırışıklık, cilt yenileme, yara izi ve sivilce izleri tedavisinde kullanılmaktadır. Hastanın kendi kanı alınarak 8 dakika boyunca 3000 devir/ dakika santrifüj edilir. Santrifüj sonucu, kırmızı kan hücrelerinden ayrışan plazma kısmı mezoterapi yöntemi ile cilde uygulanır. Elde edilen bu plazma yoğun trombosit (pıhtı hücreleri) içerir ve ayrıca lökositler (beyaz kan hücreleri) de mevcuttur. Lökositler ve aktive olmuş trombositler büyüme faktörleri salgılar. Büyüme faktörleri kök hücrelerin göçünü ve çoğalmasını tetikler. Böylece dokuda yenilenme meydana gelir. PRP yönteminin en önemli avantajı hastanın kendi kanından elde edilmiş olması ve alerji riski taşımamasıdır. i- Microneedling (skin needling, needle dermabrasyon) Bu yöntemde, üzerinde çok ince çelik iğneler olan silindir şeklindeki cihaz problemli alanda gezdirilir. Akne izinde Çok yeni olan bu yöntem kolay uygulanması ve yan etki olasığının az olması nedeniyle umut vadetmektedir. j- Keloid izlerin tedavisi Keloid, bazı kişilerde deri yaraları veya cerrahi bir işlem sonrası ortaya çıkar. Bu kişilerde yara iyileşmesi aşırı fibröz doku gelişmesi şeklinde olur. Keloid yara iyileşmesi sonrasında yara derisinde:
Yara dokusunun iyileşmesinden sonra yaklaşık 1 yıl içinde ortaya çıkar. Deri yaraları, iltihap, sivilce, cerrahi müdehaleler, aşı bölgesi, yanıklar, su çiçeği hatta böcek sokması sonrası bile görülebilir. Cerrahi işlem sonrası yaranın mikrop kapması, çok sert dikişler ve yara içinde yabancı cisim kalması keloid oluşumunu tetikler. En sık 10-30 yaş arası görülür. 10 yaş öncesi ve 30 yaş sonrası nadirdir. Esmer kişilerde ve zencilerde keloid şansı yüksektir. Vücutta göğüs ön yüzü, omuz, sırt, çene, kulaklar ve alt bacaklar keloidin en sık görüldüğü alanlardır. Keloid alanının güneşe maruz kalması keloid ve çevre derisinin rengini koyulaştırabilir. Bazı ciltlerde basınç uygulamak ve masaj keloidi hafifletebilir. Kortizonlu kremler, retinoid kremler, silikon içeren krem ve örtüler de keloidi azaltabilmektedir. Keloid içine lokal kortizon injeksiyonları keloid tedavisinde faydalıdır. Pulsed dye lazer keloid tedavisinde belli oranlarda başarılı olmaktadır. 5-fluorouracil ve bleomycin gibi kemoterapik ilaçların keloid içine injeksiyonu, keloid tedavisinde faydalı bulunmuştur. Kryoterapi yani buz tedavisi keloidlerde düzleşme sağlayabilir. Ayrıca keloid içine kortizon injeksiyonu ile birlikte uygulandığında, kortizon tedavisinin etkinliğini arttırmaktadır. Keloid tedavisinde, genital siğil tedavisinde kullanılan imuquimod denenmeye başlanmıştır. Umut verici gözükmektedir. Ancak, etkinliğinin değerlendirilmesi için daha fazla çalışmalar yapılmalıdır. Keloid tedavisinde, artık radyoterapi tercih edilmemektedir Keloidin cerrahi olarak çıkarılması tavsiye edilmez. Çünkü keloid, cerrahi tedavi sonrası % 45-100 oranında tekrar eder. Sivilce izlerinin giderilmesi genellikle hem zor hem de pahalıdır. Ancak şunu unutmamak gerekir: Sivilce izleri önlenebilir. Sivilceyi tedavi ederek, iz oluşumuna engel olmak çok daha kolaydır. Sivilcelerinizi tedavi ettirin. En başarılı ve kolay sivilce izi tedavisi budur. Sivilce izlerinde tedavi, izin tipi ve derinliğine göre düzenlenir. Tek bir yöntem yerine, izin yapısına uygun birkaç yöntem bir arada kullanılması sonuçların daha iyi olmasını sağlar. |